

Mercy
“Sistem yargıç, jüri ve cellat olduğunda, tek çıkış yolu masumiyetini kanıtlamaktır.”
Budget
$60M
Revenue
$49M
2029 yılı, Los Angeles. Suç oranlarındaki artışla başa çıkmak için geliştirilen yapay zeka tabanlı "Mercy Court" (Merhamet Mahkemesi), insan yargıçların yerini almıştır. Dedektif Chris Raven (Chris Pratt), bu sistemin en büyük savunucularından biridir. Ta ki bir sabah uyandığında kendini Mercy'nin infaz koltuğunda, karısını öldürmekle suçlanırken bulana kadar. Suçluluğuna dair kanıtların %97.5 oranında güçlü olduğunu söyleyen Yargıç AI Maddox (Rebecca Ferguson), Chris'e masumiyetini kanıtlaması için sadece 90 dakika verir. Bu süre sonunda şüphe oranı %92'nin altına düşmezse infaz gerçekleşecektir. Chris, şehrin tüm dijital arşivine (kameralar, telefonlar, sosyal medya) erişerek hem kendi masumiyetini kanıtlamak hem de gerçek katili bulmak için zamana karşı bir yarışa girer.
Chris Pratt'i bir aksiyon filminde izlemeye alışkınız ama onu, kendi desteklediği bir yapay zeka tarafından yargılanıp idama mahkum edilmiş bir adam olarak hiç gördünüz mü? Timur Bekmambetov'un (Wanted, Searching) yönettiği Mercy, tam da bu çarpıcı fikirle başlıyor. Peki ya bir suçu 'kanıtlamak' için yeterli görülen yapay zeka, masumiyeti 'kanıtlamak' için neden yetersiz kalıyor? 90 dakikalık gerçek zamanlı bu gerilimde, Chris'in tüm dijital ayak izlerimizin bir araya geldiği bir veri okyanusunda, kendi hayatı için yaptığı umutsuz arayışa tanık oluyoruz. Rebecca Ferguson'ın soğuk ve mesafeli sesiyle hayat verdiği Yargıç AI Maddox, 'hakikat' ile 'veri' arasındaki uçurumu sorgulamamıza neden oluyor . Sistemin kendi yarattığı canavara dönüşen bu dedektifin hikayesi, yapay zekanın hayatlarımız üzerindeki artan kontrolüne dair ürkütücü bir kehanet gibi. Acaba Chris, kendini ölüme götüren bu algoritmik labirentten kaçış yolunu bulabilecek mi? Yoksa 'merhamet' denen kavram, bir makine için sadece bir yazılım hatası mı?
Yorum yazmak için giriş yapın
Giriş Yap