

“Yeni bir Dünyaya hoş geldiniz.”
Budget
$237M
Revenue
$2924M
22. yüzyılda, eski bir deniz piyadesi olan Jake Sully, ikizi öldürülünce onun yerine Pandora adlı uzak bir aya gönderilir. Burada, insanların "Avatarlar" adını verdiği, insan ve Na'vi DNA'sının birleşiminden oluşan biyolojik bedenleri uzaktan kontrol ederek, zengin bir maden olan "unobtanium" için yaşam alanlarını terk etmeyi reddeden Na'vi halkıyla temas kurmaya çalışır. Görevi, Na'vileri göçe ikna etmektir. Ancak Pandora'nın vahşi doğasında, Neytiri adlı bir Na'vi savaşçısı tarafından kurtarıldıktan sonra Jake, onların yaşam biçimine, kültürüne ve doğayla kurdukları derin bağa hayran kalır. Zamanla emirleri sorgulamaya başlar ve kendini iki dünya arasında bir savaşın ortasında bulur. Artık seçim yapmak zorundadır: İnsanlığın hırslı planlarına hizmet etmek mi, yoksa evlat edindiği bu yeni halkı ve onların anavatanı Pandora'yı korumak mı?
James Cameron'ın sadece bir film değil, bir deneyim yarattığı anı hatırlıyor musunuz? 2009'da vizyona girdiğinde Avatar, sinema salonlarını büyülü bir ormana, seyirciyi ise Pandora'nın bir parçasına dönüştürdü. Peki bu filmin ardındaki büyü neydi? Devrim niteliğindeki 3D teknolojisi mi, yoksa Jake Sully'nin tekerlekli sandalyedeki bir deniz piyadesinden Na'vi savaşçısına dönüşen ilham verici hikayesi mi? Belki de Cameron'ın 'atıştırmalık' diyerek küçümsediği , ama milyarlarca dolar kazanan bu yapım, aslında bize 'ev' dediğimiz yere ne kadar bağlı olduğumuzu sorgulattı. Dokuz Oscar adaylığı ve 2.7 milyar dolarlık gişe başarısıyla Avatar, sadece bir film değil, sinema tarihinde bir dönüm noktası. Eğer hâlâ izlemediyseniz, Pandora'nın ışıldayan ormanlarında kaybolmaya ve Eywa'nın gücünü hissetmeye hazır olun. İzlediyseniz bile, bir kez daha geri dönüp 'Görüyorum' demenin tam zamanı.
Yorum yazmak için giriş yapın
Giriş Yap