

A Few Good Men
“Ordunun en güçlü avukatı savunmada.”
Budget
$40M
Revenue
$243M
Kübalı bir denizci olan Santiago'nun gizemli ölümü üzerine, suçlanan iki deniz piyadesini savunma görevi, hiçbir davasını duruşmaya götürmemiş kaykaycı bir avukat olan Teğmen Daniel Kaffee'ye (Tom Cruise) verilir. Tecrübeli avukat Binbaşı JoAnne Galloway (Demi Moore), olayın basit bir emir ihlali olmadığını, üst düzey komutanlıkça emredilen yasa dışı bir cezalandırma ritüeli ("Kod Kırmızı") olabileceğini düşünmektedir. İsteksiz Kaffee, Galloway ve arkadaşı Teğmen Sam Weinberg'le (Kevin Pollak) birlikte araştırdıkça, işler karışır. Tüm deliller, Guantanamo Üssü'nün katı komutanı Albay Nathan Jessep'i (Jack Nicholson) işaret etmektedir. Kaffee, ekibiyle birlikte, hem askeri hiyerarşinin duvarlarını hem de kendi içindeki avukatı keşfederken, "gerçeği kaldıramayacak" biri olmadığını kanıtlamak zorundadır. Duruşma salonu, onur, emir ve adalet arasındaki çizgilerin sorgulandığı amansız bir savaş alanına dönüşür.
Emir, onur, itaat... Peki ya bu kavramlar bir cinayeti örtbas etmek için kullanılırsa? Aaron Sorkin'in keskin zekâsıyla örülü bu başyapıt, bir duruşma salonunu felsefi bir arenaya dönüştürüyor. Tom Cruise'un umursamaz bir avukattan, adalet için savaşan bir adama dönüştüğü bu hikayede asıl bomba, Jack Nicholson'ın Albay Jessep'i. Onun her sahneye yaydığı o tehditkar otorite, sinema tarihinin en unutulmaz anlarından birine zemin hazırlıyor: 'Gerçeği kaldıramazsın!' Peki ya siz kaldırabilir misiniz? Aaron Sorkin'in keskin diyalogları ve Rob Reiner'ın ustalıklı yönetimiyle, her repliğin bir delil, her bakışın bir suçlama olduğu bu gerilimde adalet arayışının nabzı hiç durmuyor. Demi Moore'un kararlılığı, Kevin Pollak'ın kuru mizahı ve genç bir Cuba Gooding Jr.'ın varlığı filmi katmanlandırıyor. Bu sadece bir dava değil; bir sistemin sorgulanışı ve bireyin vicdanıyla hesaplaşması. İzleyin, mahkeme salonunda siz de yargılanacaksınız.
Yorum yazmak için giriş yapın
Giriş Yap