

“Karşı konulmaz bir nefret, gizli ve tutkulu bir aşka dönüşüyor.”
Noah yaşadığı şehri, sevgilisini ve arkadaşlarını geride bırakıp annesinin yeni kocasının malikânesine taşınmak zorunda kalır. Orada tanıştığı yeni üvey kardeşi Nick'le karakterleri uyuşmasa da aralarındaki çekim ile asi ve sancılı mizaçları ikilinin dünyasını altüst eder ve birbirlerine sırılsıklam âşık olmalarına neden olur.
Bunu “sıradan bir Wattpad hikâyesi” diye geçiştirmeyin. Ben de öyle yaptım—ta ki ilk yakın planda Asha Banks’in Noah’ını görene kadar. Gözleri öfke ile sahte bir kayıtsızlık arasında gidip geliyor; “Buraya ait değilim” diye çığlık atan ama umursamıyormuş gibi yapan bir kız. Matthew Broome’un Nick’i ise “kötü çocuk” arketipinin ötesine geçiyor. Bir yarış sırasında direksiyonu kavrayan ellerinin gerilimi, hâlâ babasının onayını bekleyen küçük çocuğu ele veriyor. Evet, hikâye tahmin edilebilir: gösterişli malikâne, yasak üvey kardeş romantizmi, travmatik geçmişler. Ama bu iki oyuncunun ekranda yarattığı o tuhaf, huzursuz edici kimya sizi koltuğunuza çiviliyor. İngiltere’nin hiç dağılmayan kasvetli göğü altında çekilen her kare, belki de her gerçek aşkın içinde biraz melankoli barındırdığını fısıldıyor.
Yorum yazmak için giriş yapın
Giriş Yap