

Der Tiger
“Dışarıdaki savaş, içeridekiyle kıyaslanamaz.”
1943, Doğu Cephesi. Beş kişilik bir Alman Tiger tank mürettebatı, cephenin çok gerisinde kaybolan bir subayı kurtarmak için gizli bir göreve gönderilir. Teğmen Philip Gerkins komutasındaki ekip, düşman hatlarının derinliklerine ilerledikçe, yalnızca Sovyet tehdidiyle değil, kendi içlerindeki karanlıkla da yüzleşmek zorunda kalır. Wehrmacht tarafından yaygın olarak kullanılan metamfetamin (Pervitin) etkisiyle giderek artan bir paranoya ve şiddet sarmalına kapılan askerlerin yolculuğu, Kıyamet'e varan bir kâbusa dönüşür. Hedefleri, gizli bir sığınağa sıkışmış von Hardenburg'u bulmaktır; ancak keşfedecekleri şey, beklediklerinden çok daha korkunç ve kişiseldir.
Bir Tiger tankının içine sıkışıp kalmış beş askerin, uyuşturucunun etkisiyle yavaş yavaş akıl sağlığını kaybettiğini hayal edin. Dennis Gansel'in The Tank'i (özgün adıyla Der Tiger), işte bu kâbusu perdeye taşıyor. Ama bu film, bildiğiniz savaş filmlerine benzemiyor. Yönetmen, Apocalypse Now'ın varoluşsal dehşetini, Das Boot'un klostrofobik gerilimiyle harmanlıyor ve ortaya hem 'gritty' (sert) hem de psikolojik açıdan sarsıcı bir yapım çıkıyor . Peki ya bir kurtarma görevi, yavaş yavaş kendi geçmişinizle bir hesaplaşmaya dönüşürse? Eleştirmenler, filmin tarihsel gerçeklikten koptuğu anları ve tartışmalı finalini hararetle tartışıyor . Kimisi 'bir daha unutamayacağınız bir film' derken, kimisi 'tarihin en aptalca savaş filmi' diye nitelendiriyor . Bu kadar kutuplaştıran bir filmi izlemeden karar vermek mümkün mü? Üstelik Amazon Prime'da yayınlandığı ilk hafta dünya çapında en çok izlenen yapımlardan biri oldu . Gelin, bu çılgın yolculuğa siz de katılın ve 'mayın tarlası sahnesinde' içiniz titreyecek mi, finalde kahkaha mı atacaksınız, görün.
Yorum yazmak için giriş yapın
Giriş Yap