

Titanic
“Dünyadaki hiçbir şey aralarına giremezdi.”
Budget
$200M
Revenue
$2264M
1996 yılında, bir grup define avcısı, Titanik'in batığında efsanevi "Okyanus'un Kalbi" adlı elması aramaktadır. Buldukları kasada, elması takan çıplak bir kadın portresi çıkar. Bu portreyi televizyonda gören 101 yaşındaki Rose Dawson Calvert (Gloria Stuart), resimdeki kadının kendisi olduğunu söyler ve hikayesini anlatmak üzere ekibe katılır . 1912 yılına döneriz. 17 yaşındaki zengin Rose DeWitt Bukater (Kate Winslet), annesi Ruth (Frances Fisher) ve zengin nişanlısı Cal Hockley (Billy Zane) ile Titanik'in ilk seyahatine biner. Bir yandan da beş parasız genç ressam Jack Dawson (Leonardo DiCaprio), bir poker oyununda kazandığı üçüncü sınıf biletle arkadaşı Fabrizio ile aynı gemiye biner . Rose, kendini ait hissetmediği bu zoraki evlilikten bunalıp intihara kalkışır. Jack onu kurtarır ve aralarında beklenmedik bir bağ oluşur. Ailesinin ve Cal'ın tüm engellemelerine rağmen Rose, Jack'in dünyasına ve onun özgür ruhuna hayran kalır. Cal'ın ona verdiği "Okyanus'un Kalbi"ni takarak Jack'e çıplak poz verir, onun için bir sanat eseri olur. Geminin ihtişamlı salonlarından üçüncü sınıfın coşkulu partilerine uzanan bu kaçamak aşk, 14 Nisan 1912 gecesi Titanik'in bir buzdağına çarpmasıyla bir anda bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür . Jack'in suçlandığı, ihanetlerin ve sınıfsal ayrımcılığın yaşandığı bu kaosta, iki genç birbirini bulmaya çalışır. Batan dev gemide, Jack'in Rose'u hayatta tutmak için verdiği mücadele ve Rose'un Jack'e verdiği "asla pes etmeyeceğine" dair söz, yıllar sonra yaşlı Rose'un dilinden anlatılan bu hikayenin kalbinde yatar .
Sinema tarihinin en yüksek bütçeli filmi olmanın ağırlığını sırtında taşırken, tüm dünyayı aynı anda hem ağlatıp hem de büyülemek mümkün mü? James Cameron'ın Titanik'i sadece bir film değil, sinema salonlarında bir fenomendi. 200 milyon dolarlık bütçesiyle dönemin en pahalı yapımı olan bu epik hikaye, 11 Oscar kazanarak Ben-Hur'un rekorunu egale etti ve tam 12 yıl boyunca gişe rekorunu elinde tuttu . Peki onu bu kadar özel kılan ne? Dev bir tarihi felaketi, iki gencin evrensel aşk hikayesiyle öylesine ustaca harmanladı ki, izleyen herkes kendini o gemide hissetti. Geminin ihtişamından buzlu sulara geçişin yarattığı o amansız gerilim ve Jack'in Rose'a verdiği 'asla pes etme' sözü, hâlâ hafızalardaki tazeliğini koruyor. 2012'de 3D versiyonuyla vizyona girdiğinde 343 milyon dolar daha kazanarak toplam hasılatını 2.2 milyar doların üzerine çıkarması, bu filmin nesiller arası bir fenomen olduğunun kanıtı . Eğer hâlâ izlemediyseniz, bu sadece bir film değil, sinema tarihinin akışını değiştiren bir kültürel anı kaçırıyorsunuz demektir.
Yorum yazmak için giriş yapın
Giriş Yap