

Yoh! Bestie
“Hayatının aşkı, aynı zamanda hayatında tutman gereken arkadaşın da olabilir.”
Johannesburg'da yalnız yaşayan Thando, aşkta şanssızlığıyla ünlüdür. En yakın arkadaşı Charles'ın New York'tan dönüşünü heyecanla beklerken, havalimanında onu bir sürpriz karşılar: Charles yanında nişanlısı Rea ile gelmiştir. Zarif, başarılı ve kırk yaşındaki Rea karşısında Thando, kendini beklenmedik bir duygunun içinde bulur: kıskançlık. Arkadaşı Riri ona gerçeği söylediğinde, Thando önce inkar eder. Ta ki Charles ve Rea'nın Knysna'daki düğününe davet edilene kadar. On yıllık arkadaşlığın ardından Thando, Charles'a âşık olduğunu fark eder. Ama artık çok geçtir. Bu keşif, onu hem kendisiyle hem de en yakın arkadaşıyla yüzleşmeye zorlar.
Bir arkadaşının mutluluğuna sevinememek ne kadar bencillikse, içten içe onun mutsuz olmasını dilemek de o kadar insanlık hali. Yoh! Bestie işte bu insanlık halini, utanmadan, süslemeden anlatıyor. Katlego Lebogang'ın Thando'su, kıskançlığını önce inkâr eden, sonra kabullenen, sonra ondan utanç duyan, en sonunda da onunla barışan bir kadın. Charles'ı suçlamıyor, Rea'yı şeytanlaştırmıyor. Sadece 'Ben ne hissediyorum?' diye soruyor. Ve bu soruyu sorarken bile suçlu gibi hissediyor. Güney Afrika'nın okyanus kıyıları, düğün hazırlıkları, Zuluca'nın o tatlı ritmi… Her şey çok güzel, her şey çok kusursuz. Ama Thando'nun içindeki fırtına, bu kusursuzluğun içinde bir leke gibi duruyor. Film boyunca onunla birlikte utandım, onunla birlikte kabullendim, onunla birlikte itiraf ettim. Hollywood bu kadar saf bir itirafı unutalı çok oldu. Neyse ki Güney Afrika hatırlıyor.
Yorum yazmak için giriş yapın
Giriş Yap